Burak Gökmen Çelik

Tüm Hayatını 1 Günde Düzelt

Blog content image

Eğer azıcık bana benziyorsanız, yeni yıl kararlarının saçmalık olduğunu düşünüyorsunuzdur.

Çünkü çoğu insan hayatını değiştirmeye çalışırken tamamen yanlış bir yol izliyor. Bu kararları alıyorlar çünkü herkes öyle yapıyor. Statü oyunlarından yüzeysel bir anlam çıkarıyoruz; ancak bu kararlar, bu yıl daha disiplinli veya üretken olacağınıza kendinizi ikna etmekten çok daha derinlere inen gerçek değişim gereksinimlerini karşılamıyor.

Eğer siz de bu insanlardan biriyseniz, size tepeden bakmak için burada değilim . Ben her ne kadar çok da bir şey başarmış birisi olmasam da başardığım hedeflerin 10 katı kadar hedefi yarıda bıraktım. Çoğu insan için de durumun bu olması gerektiğini düşünüyorum. Ancak insanların hayatlarını değiştirmeye çalışıp neredeyse her seferinde feci şekilde başarısız oldukları gerçeği değişmiyor.

Yine de, yeni yıl kararlarının ne kadar saçma olduğunu düşünsem de, nefret ettiğiniz hayat üzerine düşünüp kendinizi şu an bulunduğunuz konumdan çok daha iyi bir şeye doğru fırlatabilmeniz için akümüle olmanız sizin için çok iyi bir senaryo olacaktır; birazdan bunu tartışacağız.

İster o işi kurmak isteyin, ister hayalinizdeki vücudu yapmak, ister 2 hafta sonra vazgeçmeden daha anlamlı bir yaşam için risk almak isteyin... 2026'da tam da bunu yapabilmeniz için davranış değişikliği, psikoloji ve üretkenlik üzerine muhtemelen daha önce duymadığınız 7 fikri paylaşmak istiyorum.

Bu kapsamlı bir yazı olacak. Bu, okuyup geçeceğiniz ve unutacağınız mektuplardan biri değil. Bu, üzerine notlar almak ve üzerinde düşünmek için zaman ayırmak isteyeceğiniz ve ayırmanız gereken bir şey.

Sondaki protokol (ruhunuzun derinliklerine inip hayattan gerçekten ne istediğinizi ortaya çıkarmak için) tamamlaması yaklaşık tam bir gün sürecek, ancak etkileri bundan çok daha uzun sürecek.

Hadi Başlayalım.

I – İstediğiniz Yerde Değilsiniz Çünkü O Yerde Olacak Kişi Henüz Siz Değilsiniz

Büyük hedefler belirlemeye gelince, insanlar genellikle başarının iki gerekliliğinden birine odaklanma eğilimindedir:

  1. Hedefe doğru ilerlemek için eylemlerinizi değiştirmek (en az önemli, ikinci dereceden).

  2. Davranışlarınızın doğal olarak takip etmesi için kim olduğunuzu değiştirmek (en önemli, birinci dereceden).

Çoğu insan yüzeysel bir hedef belirler, ilk birkaç hafta disiplinli kalmak için kendini gaza getirir, sonra fazla zorlanmadan eski yöntemlerine geri döner. Çünkü genellikle biz çürük bir temel üzerine harika bir hayat inşa etmeye çalışıyoruz.

Eğer bu mantıklı gelmediyse, bir örnek üzerinden gidelim.

Başarılı birini düşünün. Harika bir fiziğe sahip bir vücut geliştirici, yüz milyonlarca dolar değerinde bir kurucu/CEO ya da aklına en ufak bir kaygı girmeden bir grupla sohbet edebilen karizmatik bir adam olabilir.

Sizce vücut geliştirici sağlıklı beslenmek için "kendini paralıyor" mu? CEO takıma liderlik etmek ve işin başında olmak için kendini disipline etmek zorunda mı kalıyor? Size dışarıdan öyle görünebilir ama gerçek şu ki, onlar kendilerini başka türlü yaşarken hayal edemezler. Vücut geliştirici asıl sağlıksız yemek için kendini zorlamak zorundadır. CEO alarmından sonra yatakta kalmak için kendini zorlamalıdır ve bundan her saniye nefret eder (burada bazı nüanslar var, devamında anlatacağım, sakin :) ).

Bazı insanlara benim yaşam tarzım biraz aşırı görünüyor. Ben odaklandığım şeylere biraz aşırı yaklaşıyor ve hayat amacımmış gibi davranıyorum çoğu zaman.Bir konu üzerinde derin bir öğrenme yapıyorum bazen, bazen de bir site üzerinde çalışıyorum ve bütün hayatımı adarcasına o işi yapıyorum. Bana göre bu doğal ve bunu başka bir yaşam tarzıyla kıyaslamak için söylemiyorum. Sadece bu şekilde yaşamaktan zevk alıyorum. Annem bana mola vermem, dışarı çıkmam ve biraz eğlenmem gerektiğini söylediğinde... Ona "Eğer eğlenmiyor olsaydım, neden yaptığım şeyi yapıyor olayım?" derim çoğu zaman.

Sıradaki cümle basit gelebilir ama kaç kişinin bunu anlamadığı şaşırtıcı.

Hayatta belirli bir sonuca ulaşmak istiyorsanız, o sonuca ulaşmadan çok çok önce o sonucu yaratan yaşam tarzına sahip olmalısınız.

Biri 15 kilo vermek istediğini söylediğinde genelde ona inanmam. Yapabileceklerini düşünmediğimden değil, aynı kişinin "Kilo vermem bitse de hayattan zevk almaya başlasam" dediği çok fazla an olduğu için. Size kötü bir haberim var; eğer o kiloyu vermenizi sağlayan yaşam tarzını ömür boyu benimsemezseniz ve sizi eski alışkanlıklarınıza bağlayan nedenden daha yüksek çekim gücüne sahip bir neden bulmazsanız, başladığınız yere geri dönersiniz. Ve mutsuz bir şekilde, asla geri alamayacağınız kaynağı, yani zamanı boşa harcadığınızı söyleyebilirsiniz. Nereden mi biliyorum, boşver :D

Kendinizi gerçekten değiştirdiğinizde, hedefinize doğru ibreyi oynatmayan tüm alışkanlıklarınız iğrenç hale gelir. Çünkü bu eylemlerin nasıl bir hayata dönüştüğüne dair derin ve köklü bir farkındalığınız vardır. Mevcut standartlarınızla idare ediyorsunuz çünkü ne olduklarının veya neye yol açtıklarının tam olarak farkında değilsiniz. Bunu nasıl ortaya çıkaracağımızı tartışacağız, ama önce temeli atmamız gerek.

Değişmek istediğinizi söylüyorsunuz. "Finansal özgürlüğe kavuşmak" ve "başarılı olmak" istediğinizi söylüyorsunuz ama eylemleriniz aksini gösteriyor. Ve bu sandığınızdan çok daha derinlere iniyor.

II – İstediğiniz Yerde Değilsiniz Çünkü Orada Olmayı (Aslında) İstemiyorsunuz

Sadece harekete güvenin. Hayat kelimeler düzeyinde değil, olaylar düzeyinde gerçekleşir. Harekete güvenin. – Alfred Adler

Kim olduğunuzu değiştirmek istiyorsanız, önce zihnin nasıl çalıştığını anlamalısınız ki onu yeniden programlamaya başlayabilesiniz.

Zihni anlamanın ilk adımı, tüm davranışların hedef odaklı olduğunu anlamaktır. Bu teleolojiktir. Düşündüğünüzde bu barizdir, ama derine indiğimizde çoğu insan bunu duymak istemez.

  • Belirli bir yere ulaşmak istediğiniz için bir adım atarsınız.

  • Kaşıntıyı gidermek istediğiniz için burnunuzu kaşırsınız.

Bunlar nettir, ancak çoğu zaman hedefleriniz bilinçdışıdır. Örneğin, günün ortasında kanepede oturduğunuzda, bir sonraki sorumluluğunuzdan önce zaman öldürmeye çalıştığınızı fark etmeyebilirsiniz.

Daha da bilinçdışı ve karmaşık bir düzeyde, size zarar verebilecek hedeflerin peşinden gidersiniz ama eylemlerinizi sosyal olarak kabul edilebilir ve sizi bir ezik gibi göstermeyecek şekilde meşrulaştırırsınız.

Örneğin, işinizi ertelemeyi bırakamıyorsanız, bunu "disiplin eksikliği" ile meşrulaştırabilirsiniz. Ancak gerçekte, her zaman olduğu gibi bir hedefe ulaşmaya çalışıyorsunuzdur. Bu durumda hedef, işinizi bitirip paylaştığınızda gelecek olan yargılamadan kendinizi korumak olabilir.

Eğer önü kapalı işinizden istifa etmek istediğinizi söylüyor ama gerçek bir neden olmadan kalmaya devam ediyorsanız; yeterince cesaretiniz olmadığını veya hiçbir zaman gerçekten "risk alan biri" olmadığınızı düşünmeye başlayabilirsiniz. Ama gerçek şu ki; güvenlik, öngörülebilirlik hedefini ve ölü bir işte çalışmayı başarı olarak gören hayatınızdaki diğer herkese başarısız görünmeme bahanesini kovalıyorsunuz.

Buradaki ders şudur: Gerçek değişim, hedeflerinizi değiştirmenizi gerektirir.

Yüzeysel bir hedef belirlemekten bahsetmiyorum çünkü bunu yapma eylemi bile aslında size zarar veren bilinçdışı bir hedefe hizmet eder. Bu konu üretkenlik dünyasında yeterince konuşuldu. Ben bakış açınızı değiştirmekten bahsediyorum. Çünkü bir hedef budur. Hedef, o hedefe ulaşmanıza yardımcı olacak bilgileri, fikirleri ve kaynakları fark etmenizi sağlayan bir algı merceği görevi gören, geleceğe yönelik bir projeksiyondur.

Şimdi biraz daha derine inelim, çünkü bunu anlamazsanız, çıkmak daha da zorlaşır.

Blog content image

III – İstediğiniz Yerde Değilsiniz Çünkü Orada Olmaktan Korkuyorsunuz

Unutmamanız gereken önemli şey, fikri nasıl edindiğinizin veya nereden geldiğinin en ufak bir öneminin olmamasıdır. Hiç profesyonel bir hipnotistle tanışmamış olabilirsiniz. Hiç hipnotize edilmemiş olabilirsiniz. Ancak bir fikri -kendinizden, öğretmenlerinizden, ebeveynlerinizden, arkadaşlarınızdan, reklamlardan veya başka herhangi bir kaynaktan- kabul ettiyseniz ve dahası, o fikrin doğru olduğuna kesinlikle ikna olduysanız, bu fikrin üzerinizdeki gücü, hipnotistin sözlerinin hipnotize edilen özne üzerindeki gücüyle aynıdır. – Maxwell Maltz

Bugün olduğunuz kişi haline nasıl geldiğiniz ve yarın olacağınız kişi haline nasıl geleceğiniz işte budur. Bu, kimliğin anatomisidir:

  1. Bir hedefe ulaşmak istersiniz.

  2. Gerçekliği o hedefin merceğinden algılarsınız.

  3. Sadece o hedefe ulaşmanızı sağlayan "önemli" bilgileri ve fikirleri fark edersiniz (öğrenme).

  4. O hedefe yönelik hareket edersiniz ve ilerlediğinize dair geri bildirim alırsınız.

  5. Bu davranış otomatik ve bilinçdışı hale gelene kadar tekrarlarsınız (koşullanma).

  6. Bu davranış, olduğunuzu sandığınız kişinin bir parçası haline gelir ("Ben ... yapan biriyim").

  7. Psikolojik tutarlılığı korumak için kimliğinizi savunursunuz.

  8. Kimliğiniz yeni hedefleri şekillendirir, döngüyü yeniden başlatır ve eğer bu kimlik iyi bir yaşam için dezavantajlıysa, bu durum çok hızlı bir şekilde kötüye gider.

Talihsiz gerçek şu ki, 6. ve 7. adımlar arasındaki döngüyü kırmanız gerekir, ancak bu süreç çocukken başlar.

  • Hayatta kalma hedefiniz vardır.

  • Nasıl hayatta kalacağınızı size öğretmeleri için ebeveynlerinize bağımlısınızdır. Uyum sağlamak zorundaydınız. Ve çoğu insanın öğretme şekli ödül ve ceza yoluyla olduğu için, onların inançlarını ve değerlerini benimsemezseniz cezalandırılırsınız. Bunu görene kadar aslında kendi adınıza düşünmezsiniz.

Ancak ebeveynleriniz de tüm hayatları boyunca bu süreçten geçmiştir. İşte burası tehlikeli olabilir. Ebeveynleriniz, kalıbı kendileri kırmadıkları sürece, Sanayi Çağı'nın kültürel olarak kabul görmüş başarı fikirleriyle koşullanmışlardır. Ayrıca kendi ebeveynlerinden ve onların ebeveynlerinden gelen en iyi ve en kötü koşullanmaları taşırlar.

Bir katman daha derine inmek gerekirse; fiziksel hayatta kalma ihtiyaçlarınızı karşıladıktan sonra (ki bugünün dünyasında (evet Türkiye’de yaşıyor olsanız dahi) bunu yapmak oldukça kolaydır, pratik olarak güvenliğin içine doğarsınız), kavramsal veya ideolojik düzeyde hayatta kalmaya başlarsınız. Vücudunuzu korumaya ve çoğaltmaya çalışmayabilirsiniz ama zihninizi kesinlikle korur ve çoğaltırsınız. İnternetteki fikirler savaşını ve katılımcıların bireysel ve grup kimliklerini görmek zor değil.

  • Vücudunuz tehdit altında hissettiğinde, savaş ya da kaç moduna girersiniz.

  • Kimliğiniz tehdit altında hissettiğinde, aynı şey olur.

Eğer (az önce bahsettiğimiz süreçle) bir siyasi ideolojiyle güçlü bir şekilde özdeşleştiyseniz, biri inançlarınıza meydan okuduğunda tehdit altında hissedersiniz. Stresi kelimenin tam anlamıyla hissedersiniz. Duygusal olarak, sanki yüzünüze tokat atılmış gibi hissedersiniz. Çoğu insan duygularını gerçeklik için analiz etmediğinden, yankı odalarına sıkışıp kalma ve hem kendinize hem de başkalarına zarar veren iddiaları ikiye katlama eğiliminde olursunuz.

Eğer dindar bir evde büyüdüyseniz ve kendi adınıza düşünmediyseniz, o küçük balon içindeki psikolojik güvenliğinizi tehdit eden diğerleriyle savaşır ve saldırırsınız.

Blog content image

IV – İstediğiniz Hayat, Zihnin Belirli Bir Seviyesinde Yatıyor

Zihin zamanla öngörülebilir aşamalardan geçerek evrilir.

Doğduğunuzda, kendinizi güvende ve emniyette hissetmek için (kültürünüz tarafından büyük ölçüde dikte edilen) inançları emen küçük bir hayatta kalma süngeri gibisinizdir. Ve dikkatli olmazsanız, zihniniz kristalleşebilir ve anlamlı bir hayat yaşamayı zorlaştırabilir.

Anladığım kadarıyla ego gelişiminin 9 aşaması şu şekilde

  1. Dürtüsel (Impulsive) — Dürtü ve eylem arasında ayrım yoktur. Siyah-beyaz düşünme. Örn: Bir yürümeye başlayan çocuk kızdığında vurur çünkü duygu ve davranış aynı şeydir.

  2. Kendini Koruyan (Self-Protective) — Dünya tehlikelidir ve arkanızı kollamayı öğrenirsiniz. Örn: Bir çocuk karnesini saklamayı, ev işleri hakkında yalan söylemeyi ve yetişkinlerin ne duymak istediğini çözmeyi öğrenir.

  3. Uyumcu (Conformist) - Grubunuz sizsinizdir ve kuralları gerçekliğin kendisi gibi hissettirir. Örn: Birinin neden ailesinden veya grubundan farklı oy kullanacağını gerçekten anlayamayan biri.

  4. Öz-Farkındalık (Self-Aware) - Dış dünyayla uyuşmayan bir iç yaşamınız olduğunu fark edersiniz. Örn: Camiye veya din temalı bir yerde otururken etrafınızdaki herkesin inandığı şeye inandığınızdan emin olmadığınızı fark etmek ama bu hisle ne yapacağınızı henüz bilememek.

  5. Vicdanlı/İlkeli (Conscientious) - Kendi prensipler sisteminizi kurar ve kendinizi bunlara karşı sorumlu tutarsınız. Örn: uzun uğraşlar ve öğrendiklerinizden sonra ailenizin ve etrafınızdakilerin öğrettiği bir çok fikirden ayrışıp savunabileceğiniz kişisel bir felsefe benimsemek veya doğru çabanın doğru sonuçları getirdiğine inandığınız için net kilometre taşları olan bir kariyer planı oluşturmak.

  6. Bireyci (Individualist) - Prensiplerinizin bağlam tarafından şekillendirildiğini görür ve onları daha gevşek tutmaya başlarsınız. Örn: Aslında bir çok basit görüşlerinizin nesnel gerçekten ziyade nerede büyüdüğünüzle ve etrafınızdakilerden nasıl etkilendiğinize çok fazla ilgili olduğunu fark etmek.

  7. Stratejist (Strategist) - Sistemlerle çalışırken kendi dahlinizin farkında olursunuz. Örn: Kendi kör noktalarınızı aktif olarak sorgularken bir proje grubuna veya takıma liderlik etmek.

  8. Yapı-Farkındalığı (Construct-Aware) - Kimliğiniz dahil tüm çerçeveleri yararlı kurgular olarak görürsünüz. Örn: Manevi inançlarınızı harfiyen değil metaforik olarak tutmak, haritanın arazi olmadığını bilmek.

  9. Bütünleştirici (Unitive) - Benlik ve yaşam arasındaki ayrım çözülür. Örn: Çalışmak, dinlenmek ve oyun aynı şey gibi hissettirir. Bir şey olması gereken kimse kalmamıştır, sadece ortaya çıkana tepki veren bir mevcudiyet vardır.

Bunu okuyan çoğu kişinin 4 ile 8 arasında bir yerde gezindiğini varsayıyorum, ki bu büyük bir boşluktur. 8'e yakın olanlar bunu ya bir şeyler öğrenmek ya da yıkıcı olmayan bir şekilde zaman geçirmek için okuyorlar. 4'e yakın olanlar ise gerçekten bir değişim arıyorlar. Daha fazlası için yaratıldığınızı hissediyorsunuz ama henüz her şeyi anlamlandıramıyorsunuz çünkü oyunda çok fazla şey var.

İyi olan şu ki, hangi aşamada olduğunuz gerçekten önemli değil, çünkü herhangi birinden geçmek bir kalıbı takip eder.

V – Zeka, Hayattan İstediğini Alabilme Becerisidir (evet gerçekten öyle, gerçekten…)

Zekanın tek gerçek testi, hayattan istediğinizi alıp almadığınızdır. – Naval Ravikant

Naval’a göre Başarının bir formülü vardır.

Her ne kadar tam olarak Türkçesini bilemesem de agency olma kavramıdır,(tam anlamıyla kast ettiğimi anlamak için “agency” kavramı hakkında küçük bir search yapmalısınız.) yani ilk bileşen irade sahibi kişi (agency) olma halidir. Bir diğer bileşen fırsattır (birçok insan diğer bileşenlere sahip olmadığı için buna "ayrıcalık" demeyi sever). Son bileşen ise zekadır.

Yüksek iradeli biri olma gücünüz var ama fırsatınız düşükse, bir hedefe yönelik hareket etme olasılığınızın ne kadar yüksek olduğu önemli değildir, çünkü bu çok meyve verecek bir hedef değildir. Fırsatınız ve sağlam irade gücünüz var ama zekanız düşükse, o fırsattan asla tam olarak yararlanamazsınız.

Fırsat açısından, fiziksel konumunuzu değiştirmenizi söyleyemem ama hemen önünüzdeki dijital fırsat bolluğunu görmüyorsanız, size ne söyleyeceğimi bilmiyorum.

Bununla birlikte, bu diğer iki bileşen ve bu mektup bağlamında zekanın ne olduğuna odaklanmak istiyorum. Bunun için sibernetiğe bakıyoruz.

Sibernetik, Yunanca "dümen tutmak" veya "dümen tutmada iyi olmak" anlamına gelen kybernetikos kelimesinden geliyormuş. Aynı zamanda "istediğini elde etme sanatı" olarak da bilinir.

Yani, Naval'ın zeka tanımı hayattan istediğinizi elde etmekse, sibernetiği anlamak bunu çok daha hızlı yapmanıza yardımcı olur. Sibernetik, akıllı sistemlerin özelliklerini gösterir.

  1. Bir hedefe sahip olmak.

  2. O hedefe doğru hareket etmek.

  3. Nerede olduğunuzu algılamak.

  4. Onu hedefle karşılaştırmak.

  5. Ve bu geri bildirime dayanarak tekrar hareket etmek.

Zekayı, sistemin deneme yanılma yoluyla yineleme ve ısrar etme yeteneğine göre yargılayabilirsiniz. Rotasından sapmış bir geminin hedefine doğru düzelmesi. Isı değişikliğini algılayıp devreye giren bir termostat. Kan şekeri yükseldiğinde insülin salgılayan pankreas.

Hareket etmek, algılamak, karşılaştırmak ve sistemi meta bir perspektiften anlamak, yüksek zekanın temelidir.

Yüksek zeka; yineleme, ısrar etme ve büyük resmi anlama yeteneğidir. Düşük zekanın ise en büyük işareti, hatalarınızdan ders çıkaramamaktır.

Bu konular hakkında düşünürken aklıma sürekli lise arkadaşım geliyor, kendisiyle hala görüşüyorum, Oldukça da yakın bir arkadaşım diyebilirim. İsmi “Cek”. Cek de bu bahsettiğim hatalarından ders çıkarmayan bir hedefi olmayan, haliyle bir hedefi olmadığı için nerede olduğunu dahi bilmeyen, hayattan aldığı geri bildirimlere zerre kulak kabartmayan, ya da kabartmamayı tercih eden birisi. Aslında çok aşırı ve üzerine tez yazılası bir kişilik olduğunu düşünüyorum. Bu denli basit örneklemeler ile bu adamı anlamanız mümkün olmayacaktır :)

Kendisi çevresinin perspektifinden bakıldığında oldukça zeki duruyor aslında. Arkadaşlarım ile de zaman zaman onun akıbeti ve durumu hakkında tartışmışızdır sık sık. Cek gerçekten nasıl birisi? Neden tembel? Neden bir hedefi yok? Neden geçmişe bu kadar takmış? Neden pes etmiş? Ne zaman fark edecek?

Geçmişte ayağının takıldığı engellere bir insan bir kere bilemedin en fazla iki kere düşmeli, düşünsenize 10 yıl önce ayağınızı bir kapı kenarına çarpıyorsunuz ve durmaksızın acıyor Ve o acıyı bahane ederek ayağa kalkmıyorsunuz, yürümüyorsunuz. “Ayağım acıyor” , “Bir daha ayağımı çarparsam daha çok acır“ diyorsunuz.

Toplum standartlarına ve tanımına göre nispeten zeki olan bir insan, neden bu halde. Gerçek hayat laboratuvarımda test etmeye devam edeceğim, bloglarımda da süreci anlatmaya devam edeceğim konusu açıldıkça.

Düşük zekalı insanlar sorunları çözmek yerine onlara takılıp kalırlar. Bir engele çarparlar ve bırakırlar. Tıpkı Cek’in hatalarından ders çıkarmaması ve hatalarını; kendisini geliştirme potansiyeli çok yüksek olan o yolculuktan mahrum bırakarak bir paravan olarak kullanması gibi ; bu insanlar yeni şeyler denemek, ve kendileri için işe yarayan bir süreci bulma yeteneğinden yoksundurlar (etkili bir süreç yaratamayacağınızı düşünmek, sınırlayıcı inançlarınız ne olursa olsun, doğrulanabilir şekilde yanlıştır, dolayısıyla düşük zekadır, burada umarım bu bahsedilen düşük zekayı bir hakaret olarak veya üsttencilik :) olarak anlamıyorsunuzdur).

Yüksek zeka, herhangi bir sorunun yeterince büyük bir zaman ölçeğinde çözülebileceğini fark etmektir. Gerçek şu ki, aklınıza koyduğunuz herhangi bir hedefe ulaşabilirsiniz.

Zeka, istediğiniz hedefe ulaşmanızı sağlayan bir dizi seçim yapabileceğinizi fark etmektir. Fikirlerin hiyerarşik olduğunu ve papirüsten Google Dokümanlar'a tek hamlede geçemeyeceğinizi anlarsınız. O hedef şu anda imkansız olsa bile, o şeyi başarmak için henüz kaynaklara – ki bunlar önümüzdeki birkaç yıl içinde icat edilebilir – sahip değilsinizdir.

"Hedefler" hakkında konuştuğumda ve tekrar etmeye devam edeceğim gibi, tipik kişisel gelişim merceğinden konuşmuyorum, her ne kadar bu bazen benimsenmesi yararlı bir mercek olsa da.

Teleoloji merceğinden veya Yunan kosmos anlayışından konuşuyorum – her şeyin bir amaca hizmet ettiği. Her şeyin daha büyük bir bütünün parçası olduğu.

  • Hedefler dünyayı nasıl gördüğünüzü belirler.

  • Hedefler neyi "başarı" veya "başarısızlık" olarak kabul ettiğinizi belirler.

  • "Yolculuğun tadını çıkarmaya" çalışabilirsiniz ama yanlış hedefin peşinden giderseniz, tadını çıkaramazsınız.

Zihniniz gerçeklik için işletim sistemidir. Bu sistem hedeflerden oluşur. Çoğu insan için bu hedefler onlara atanmıştır. Ruhunuza kod satırları gibi programlanmıştır. Okula git. İşi kap. Evlen. Çevrenden gördüğün gibi oyna oyunu . 65 yaşında emekli ol. İşe yaramayan bilindik bir yol.

Daha zeki olmak için şunları yapmalısınız:

  1. Bilinen yolu reddetmek.

  2. Bilinmeyene dalmak.

  3. Zihninizi genişletmek için yeni, daha yüksek hedefler belirlemek.

  4. Kaosu kucaklamak ve büyümeye izin vermek.

  5. Doğanın genel ilkelerini incelemek.

  6. Derin bir genel uzman (deep generalist) olmak.

Bunun geleneksel zeka tanımı olmayabileceğini anlıyorum, ancak bu adım dizisi beyninizde olağanüstü düzeyde bağlantılara yol açar ve bu da zeki bir insanda gözlemleyeceğimiz şeye götürür. Bunu Yüksek irade olma gücüyle birleştirin(bahsettiğimiz o terim olan “agency “ olma hali) ve kazanan sizsiniz.

Bu bizi bir sonraki bölüme mükemmel bir şekilde götürüyor.

Blog content image

VI – (1 Günde) Tamamen Yeni Bir Hayata Nasıl Adım Atılır?

Hayatımın en iyi dönemleri her zaman, kaydettiğim ilerleme eksikliğinden tamamen bıkıp usandığım bir dönemin ardından geldi, ve gelecek gibi hissediyorum

  • Zihninizin derinliklerine nasıl inersiniz?

  • Koşullanmalarınızın nasıl farkına varırsınız?

  • Hayatınızın gidişatını değiştiren derin içgörülere ve gerçeklere nasıl ulaşırsınız?

Basit ama genellikle acı verici sorgulama eylemiyle. Çok az insanın yaptığı bir şey ve bunu konuşmalarından veya belirli bir konudaki düşüncelerinden anlayabilirsiniz. Sorgulama düşünmektir ve çok az insan bunu yapar.

Size her yıl hayatınızı sıfırlamak ve yoğun bir ilerleme dönemine girmek için kullanabileceğiniz kapsamlı bir protokol vermek istiyorum. Bu protokol doğru soruları sormanıza yardımcı olur.

Bu sorular makrodan mikroya kadar her şeyi kapsayacak: Nerede olmak istiyorsunuz, oraya ulaşmak için ne yapmanız gerekiyor ve o gerçekliğe doğru ibreyi oynatmaya başlamak için hemen ne yapabilirsiniz.

Bu yöntemler bana ait yöntemler değil. Açık kaynak olarak halka mal edilen o bilgi yığınlarından elde ettiğim çıkarımlar ışığında olacak. Lütfen ama lütfen bu satırları okurken, sen kimsin ki, kendisi neyi başarmış da bunları yazıyor gibi şeyler söylemeyin.

Bu satırları kişiliğimden bağımsız bir şekilde derleyip benimsediğim haliyle sizlere veriyorum. Burada belki de 100 başarmış insanın ilhamı var. Ben bir hiçim. Lütfen bunu göz ardı etmeyin.

Bunun tamamlanması bir tam gün gerektirecek, bu yüzden tam olarak protokole uymanızı öneririm. Bir kalem, kağıt ve açık bir zihne ihtiyacınız olacak.

Kimliğini başarıyla tersine çeviren insanlardaki kalıpları gözlemlediğimde, bu bir gerilim birikiminden sonra hızlı gerçekleşir. Özellikle insanların şu 3 aşamadan geçme eğiliminde olduğunu fark ettim:

  1. Uyumsuzluk (Dissonance) – Mevcut hayatlarına ait olmadıklarını hissederler ve ilerleme eksikliklerinden yeterince bıkarlar.

  2. Belirsizlik (Uncertainty) – Sırada ne olduğunu bilmezler, bu yüzden ya deneyler yaparlar ya da kaybolup daha kötü hissederler.

  3. Keşif (Discovery) – Neyi kovalamak istediklerini keşfederler ve 6 ayda 6 yıllık ilerleme kaydederler.

Bu protokolle amacımız; uyumsuzluk noktasına ulaşmanıza, belirsizlik içinde yolunuzu bulmanıza ve gerçekten neyi başarmak istediğinizi keşfetmenize yardımcı olmaktır; öyle ki netlik bunaltıcı olsun ve dikkat dağıtıcı şeyler artık ağırlığını koruyamasın.

Bu protokol bir günde tamamlanabilecek şekilde yapılandırılmıştır. Sabah, kendi gizli güdülerinizi ortaya çıkarmak için psikolojik bir kazı yaparsınız. Gün boyunca, kendinizi otopilottan çıkarmak ve hayatınızı düşünmek için "kesme" (interrupts) komutları verirsiniz. Gece, içgörüleri yarın hareket etmeye başlayacağınız bir yöne sentezlersiniz.

Bunun herkes için işe yarayacağını garanti edemem, çünkü bunu okuyan herkesin kendi hikayesinin bu noktaları etkili kılacak doğru bölümünde olduğunu garanti edemem. Zirveyi kitabın başına koyup ilginç olmasını bekleyemezsiniz.

Bölüm 1) Sabah – Psikolojik Kazı – Vizyon & Anti-Vizyon

Önce zihninizin çalışması için yeni bir çerçeve veya algı merceği yaratmalıyız. Bu yeni bir kabuk yaratmak, eskisini terk etmek ve zamanla yavaşça içine büyümek gibidir. Başta üzerinize oturmamış gibi hissettirecek. Bu iyi bir şey.

Bu soruları düşünmek ve cevaplamak için 15-30 dakika ayırın. Tamamen kendinizle baş başa kalmalısınız, yapay zekayla falan yapmaya kalkışmayın. Zihninizdeki sınırlayıcıyı kırmanızı istiyorum. Hemen cevap veremezseniz, daha sonra olsa da olur.

  1. Yaşamayı öğrendiğiniz o donuk ve inatçı tatminsizlik nedir? Derin acıdan bahsetmiyorum, tolere etmeyi öğrendiğiniz şeyden. (Eğer nefret etmiyorsanız, tolere edersiniz).

  2. Sürekli şikayet ettiğiniz ama asla gerçekten değiştirmediğiniz şey nedir? Geçen yıl en çok dile getirdiğiniz üç şikayeti yazın.

  3. Her şikayet için: Davranışlarınızı (sözlerinizi değil) izleyen biri aslında ne istediğiniz sonucuna varırdı? (gerçekten kendi hayatınıza dışarıdan bakmayı deneyin, bu bile ciddi farkındalık yaşamanıza sebep olacaktır.)

  4. Mevcut hayatınızla ilgili hangi gerçeği, derin saygı duyduğunuz birine itiraf etmek dayanılmaz olurdu?

Bu sorular, mevcut hayatınızdaki acının farkına varmanızı sağlamak içindir. Şimdi, bunları benim "anti-vizyon" dediğim şeye, yani yaşamak istemediğiniz hayatın acımasız bir farkındalığına dönüştürmemiz gerekiyor. Böylece o negatif enerjiyi çabalarınızı olumlu bir yöne yönlendirmek için kullanabilir ve içsel motivasyonla hareket edebilirsiniz.

  1. Eğer önümüzdeki beş yıl boyunca kesinlikle hiçbir şey değişmezse, sıradan bir Salı gününü tarif edin. Nerede uyanıyorsunuz? Vücudunuz nasıl hissediyor? Aklınıza gelen ilk şey ne? Etrafınızda kimler var? Sabah 9 ile akşam 6 arasında ne yapıyorsunuz? Akşam 10'da nasıl hissediyorsunuz?

  2. Şimdi bunu on yıl için yapın. Neleri kaçırdınız? Hangi fırsatlar kapandı? Kim sizden ümidi kesti? Siz odada yokken insanlar hakkınızda neler diyor?

  3. Hayatınızın sonundasınız. Risk almadığınız normal (Safe) versiyonu yaşadınız. Zinciri asla kırmadınız, kalıplarınıza sıkıştınız diyelim. Bedeli ne oldu? Kendinizin neyi hissetmesine, denemesine veya neye dönüşmesine asla izin vermediniz?

  4. Hayatınızda kim, az önce tarif ettiğiniz geleceği zaten yaşıyor? Aynı yörüngede beş, on, yirmi yıl ileride olan biri? Onlar gibi olmayı düşündüğünüzde ne hissediyorsunuz? (bu cidden etkileyici bir adımdı benim için)

  5. Gerçekten değişmek için hangi kimlikten vazgeçmeniz gerekirdi? ("Ben ... yapan biriyim"). Artık o kişi olmamanın size sosyal maliyeti ne olurdu?

  6. Değişmemiş olmanızın en utanç verici nedeni nedir? Sizi makul değil de zayıf, korkak veya tembel gösteren o neden?

  7. Mevcut davranışınız bir tür kendini koruma biçimiyse, tam olarak neyi koruyorsunuz? Ve bu koruma size neye mal oluyor?

Bunları dürüstçe yanıtladıysanız ve hayatınızın doğru bölümündeyseniz, şu anki yaşam tarzınızdan derin bir rahatsızlık ve muhtemelen tiksinti duyacaksınız. Şimdi, o enerjiyi olumlu bir yöne yönlendirmemiz gerekiyor. Mühendisler buna Minimum uygulanabilir bir vizyon (MVP) diyor ve bunu yaratmalıyız çünkü vizyonunuz bir ürün gibidir. Başlangıçta belirsizdir ama zaman ve deneyimle güçlenir ve daha etkili hale gelir.

  1. Pratikliği bir dakikalığına unutun. Parmaklarınızı şıklatıp üç yıl içinde farklı bir hayat yaşıyor olabilseydiniz, gerçekçi olanı değil, aslında neyi isterdiniz? Sıradan bir Salı neye benzerdi? 5. soruyla aynı detay seviyesinde.

  2. O hayatın zorlama değil de doğal hissettirmesi için kendiniz hakkında neye inanmanız gerekirdi? Kimlik ifadesini yazın: "Ben ... yapan biriyim."

  3. Eğer zaten o kişi olsaydınız, bu hafta yapacağınız tek şey ne olurdu?

Bunların hepsini yarın sabah ilk iş olarak cevaplayın.

Bölüm 2) Gün Boyunca – Bilinçdışı Kalıpları Kırmak

Bu günlük tutma egzersizleri güzel de, biz gerçek değişim istiyoruz. Açıkçası, sizi aynı tutan mevcut bilinçdışı kalıpları kırmazsanız bu gerçekleşmeyecek.

Gün boyunca, birinci bölümde günlüğe yazdığınız her şeyi düşünmenizi istiyorum. Bunun ötesinde, düşünmeyi unutmamanızı istiyorum. Lütfen bunu ciddiye alın.Lütfen. Hayatınızın geri kalanında aynı şeyi yaparak değişmeyeceksiniz. Bilinçli olarak bir kalıp kırmaya zorlamanız gerekiyor.

Şu anda telefonunuzda hatırlatıcılar veya takvim etkinlikleri oluşturmak için zaman ayırın.Bu Soruyu hatırlatıcıya veya etkinliğe dahil edin, böylece hemen üzerinde düşünmeye başlayabilirsiniz. Programınızla ne kadar rastgele ve çakışmayan zamanlarda olursa o kadar iyi.

  • 11:00: Şu an yaptığım şeyi yaparak neyden kaçınıyorum?

  • 13:30: Biri son iki saatimi filme alsaydı, hayattan ne istediğim sonucuna varırdı?

  • 15:15: Nefret ettiğim hayata mı yoksa istediğim hayata doğru mu ilerliyorum? (!!!!)

  • 17:00: Önemli değilmiş gibi davrandığım en önemli şey ne?

  • 19:30: Bugün neyi gerçek arzu yerine “kimlik koruması” nedeniyle yaptım? (İpucu: Yaptığınız çoğu şey)

  • 21:00: Bugün en çok ne zaman yaşıyormuş gibi hissettim? En çok ne zaman ölü hissettim?

Ateşe biraz daha benzin dökmek için, bu soruları işe gidip gelirken, yürürken veya uzanırken gibi zamanlara planlayın.

  • İnsanların beni [10. soruda yazdığınız kimlik] olarak görmesine ihtiyaç duymayı bıraksam ne değişirdi?

  • Hayatımın neresinde yaşıyormuş gibi hissetmeyi, daha güvenli olan ama sıkıcı olanla takas ediyorum?

  • Dönüşmek istediğim kişinin yarın olabileceğim olası en küçük versiyonu nedir?

Bölüm 3) Akşam – İçgörüyü Sentezlemek – İlerleme Sezonuna Girmek

Eğer bu süreci takip ettiyseniz, hayatınızın akışını değiştirebilecek en az bir derin içgörüye sahip olmamanıza şaşırırım. Şimdi bunları bilinir kılmamız, kim olduğumuza entegre etmemiz ve yeni bir zihin seviyesine yolculuğumuzu sağlamlaştırmaya başlamak için harekete geçmemiz gerekiyor.

  1. Bugünden sonra, neden sıkışıp kaldığınıza dair en doğru hissettiren şey ne?

  2. Gerçek düşman ne? Onu net bir şekilde isimlendirin. Koşullar değil. Diğer insanlar değil. Gösteriyi yöneten içsel kalıp veya inanç.

  3. Hayatınızın dönüşmesine izin vermeyi reddettiğinizi düşündüren tek bir cümle yazın. Bu, sıkıştırılmış anti-vizyonunuz olacak. Okuduğunuzda size bir şeyler hissettirmeli.

  4. Gelişeceğini bilerek, neye doğru inşa ettiğinizi yakalayan tek bir cümle yazın. Bu sizin vizyon MVP'nizdir.

Son olarak, hedefler yaratmalıyız. Tekrar ediyorum, bunlar başarı uğruna belirlediğiniz hedefler değil, çünkü hedefler sadece projeksiyonlardır. Güvenilmezdirler ve sizi kaçınılmaz olarak değişecek bir şeye bağlı hissettirirler. Bunun yerine, hedefleri bir bakış açısı olarak düşünün. İstemediğiniz hayattan uzaklaşmanızı sağlayacak eylemi gerçekleştirmek için doğru zihin durumuna girmenizi sağlayan değiştirebileceğiniz bir mercek. Bir tür bitiş çizgisi hakkında endişelenmeyin, çünkü göreceğimiz gibi, öyle bir şey yok. Zevk, ilerlemede bulunur.

  • Bir yıllık mercek: Eski kalıbı kırdığınızı bilmeniz için bir yıl içinde neyin doğru olması gerekirdi? Tek bir somut şey.

  • Bir aylık mercek: Bir yıllık merceğin mümkün kalması için bir ay içinde neyin doğru olması gerekirdi?

  • Günlük mercek: Dönüşmekte olduğunuz kişinin yarın basitçe yapacağı, zaman bloklarına ayırabileceğiniz 2-3 eylem nedir?

Umarım yardımcı olmuştur. Sona yaklaşıyoruz. Çok az kaldı

VII – Hayatınızı Bir Video Oyununa Çevirin

İçsel deneyimin optimal durumu, bilinçte düzenin olduğu durumdur. Bu, manevi enerji -veya dikkat- gerçekçi hedeflere yatırıldığında ve beceriler eylem fırsatlarıyla eşleştiğinde gerçekleşir. Bir hedefin peşinden gitmek farkındalıkta düzen getirir çünkü kişi dikkatini eldeki göreve yoğunlaştırmalı ve anlık olarak diğer her şeyi unutmalıdır. – Mihaly Csikszentmihalyi

Artık iyi bir hayata götüren tüm bileşenlere sahipsiniz. Şimdi, tüm içgörülerinizi tek bir tutarlı plana organize etmek faydalı olabilir. Yeni bir sayfa çıkarın ve şu 6 bileşeni yazın:

  1. Anti-vizyon – Varoluşumun laneti veya bir daha asla deneyimlemek istemediğim hayat nedir?

  2. Vizyon – İstediğim ve ona doğru çalıştıkça geliştirebileceğim ideal hayat nedir?

  3. 1 yıllık hedef – Hayatım 1 yıl sonra neye benzeyecek ve bu istediğim hayata daha mı yakın?

  4. 1 aylık proje – Neyi öğrenmem gerekiyor? Hangi becerileri edinmem gerekiyor? Beni bir yıllık hedefe yaklaştıracak ne inşa edebilirim?

  5. Günlük kaldıraçlar (Daily levers) – Projemi tamamlanmaya yaklaştıran öncelikli, ibreyi oynatan görevler nelerdir?

  6. Kısıtlamalar – Vizyonuma sıfırdan ulaşmak için neleri feda etmeye istekli değilim?

Bu argümanlar neden bu kadar güçlü? Çünkü bu bileşenler kelimenin tam anlamıyla kendi küçük dünyanızı yaratır. Hayatınızın bu aşamasında bu hedefler hiyerarşisini takip etmeniz gerekiyorsa, takıntılı olmaktan başka seçeneğiniz kalmayacaktır. Daha büyük bir şeye doğru çekimi hissedeceksiniz. Başka hiçbir şeyi bir seçenek olarak görmeyeceksiniz.

Hayatınızı bir video oyununa çevirirsiniz.

Çünkü oyunlar takıntının, zevkin ve akış (flow) durumlarının poster çocuğudur. Odaklanmaya ve netliğe yol açan tüm bileşenlere sahiptirler, bu yüzden bu bileşenlerin ne olduğunu tersine mühendislikle çözersek, daha derin bir zevk, daha az dikkat dağınıklığı ve daha fazla başarı durumunda yaşayabiliriz.

  • Vizyonunuz oyunu nasıl kazandığınızdır. En azından oyun evrilene kadar.

  • Anti-vizyonunuz neyin tehlikede olduğudur. Kaybederseniz veya pes ederseniz ne olacağıdır.

  • 1 yıllık hedefiniz görevdir (mission). Bu hayattaki tek önceliğinizdir.

  • 1 aylık projeniz LOL’de baron nashor’u almak veya ejder quest’ini yapmak, bir kule almakve jungle olarak bot lane’e gang atmak gibi büyük görevlerdir. seni Hedefe götüren orta ölçek tasklerdir.

  • Günlük kaldıraçlarınız basit görevlerdir (quests). Lane’de minyon yapmak gibidir. çok basittir ama karakteri geliştirmenin en sürdürülebilir yoludur.Yeni fırsatların kilidini açan günlük süreç.

  • Kısıtlamalarınız kurallardır. Yaratıcılığı teşvik eden sınırlamalar.Her şeyi her yerde yapamazsınız.

Oyunu ne kadar çok oynarsanız, bu güç o kadar artar ve çok geçmeden bu sizin kim olduğunuz haline gelir ve başka türlüsünü istemezsiniz.

Kısaca neler öğrendik

Yüzeysel "yeni yıl kararları"nın (örneğin; "bu yıl spora başlayacağım") neden işe yaramadığını ve gerçek dönüşümün nasıl sağlanacağını.

Yazıyı 5 ana maddede şöyle özetleyebiliriz:

1. İrade Değil, Kimlik Değişimi: Sadece eylemlerini (diyet yapmak, çalışmak) değiştirmeye çalışırsan başarısız olursun. Asıl mesele, o eylemleri doğal olarak yapan birine dönüşmektir ("Ben sağlıklı beslenen biriyim" kimliği). Başarılı insanlar "kendilerini zorladıkları" için değil, başka türlü yaşamayı hayal edemedikleri için başarılıdırlar.

2. Gizli Amaçları Fark Etmek: Yaptığımız her şeyin (ertelemenin bile) bir amacı vardır. Genelde bu amaç "güvende kalmak" veya "yargılanmaktan kaçınmak"tır. Eğer değişemiyorsan, bilinçaltında şu anki durumunu korumanın sana sağladığı bir fayda (örneğin; konfor alanı) vardır. Bunu fark etmeden değişemezsin.

3. Anti-Vizyon Gücü: Sadece "ne istediğini" değil, "neyi asla istemediğini" (Anti-Vizyon) netleştirmelisin. Vasat, mutsuz ve potansiyelini harcamış bir geleceğin acımasız gerçeğiyle yüzleşmek, seni harekete geçirecek en güçlü yakıttır.

4. Sibernetik Zeka (Geri Bildirim Döngüsü): Zeka, hayattan istediğini alabilme becerisidir. Bu da bir döngüdür: Hedef belirle -> Hareket et -> Sonucu gör -> Rotayı düzelt. Hata yapmaktan korkma, sadece rotayı düzelterek ilerle.

5. Hayatı Oyunlaştırmak (Gamification): Hayatını bir RPG (Rol Yapma Oyunu) gibi kurgula:

  • Vizyon: Oyunu kazanma şartın.

  • Anti-Vizyon: Game Over (Kaybetme) senaryosu.

  • 1 Yıllık Hedef: Ana Görev (Main Mission).

  • 1 Aylık Proje: Bölüm Sonu Canavarı (Boss Fight).

  • Günlük İşler: Yan Görevler (Quests) ve XP kazanma.

    "Seni istediğin hayattan alıkoyan tek engel, olduğunu sandığın kişidir; onu geride bırak."

    -Burak Gökmen Çelik

    Burak Gökmen Çelik

burak-gökmen-çelik-grainz-kurucusu-sandboxgame-community-manager-developer-indiemaker-indi-developer

Bu yazıda geçen fikirler, düşünürlerin ve modeller hakkında daha fazla bilgi için:

  • Dan Koe: Yazının ana fikri ve "Anti-Vizyon" konseptinin sahibi.

  • Maxwell Maltz: Plastik cerrah ve yazar. Yazıda bahsedilen "Benlik İmgesi" (Self-Image) ve sibernetik kavramları, onun kült kitabı Psycho-Cybernetics'e dayanır.

  • Alfred Adler: Bireysel psikolojinin kurucusu. "Teleoloji" (hedef odaklılık) ve hareketin önemi konusundaki görüşleri referans alınmıştır.

  • Naval Ravikant: AngelList kurucusu ve modern filozof. Zeka tanımı ("Hayattan istediğini alabilme becerisi") ona aittir. “Fikirlerini genel anlamda benimsediğim bir düşünür”- Burak Gökmen Çelik

    Mihaly Csikszentmihalyi: Akış (Flow) teorisinin babası. Hayatı oyunlaştırma ve odaklanma (dikkat enerjisi) konusundaki fikirlerin kaynağıdır.

  • Sibernetik: Güdümbilim. Hedef belirleme ve geri bildirim döngüleri bilimi.

  • Ego Gelişim Aşamaları: İnsanın zihinsel olgunlaşma sürecini açıklayan modeller (Maslow'un Hiyerarşisi, Spiral Dinamikler ve İntegral Teori).